KOBİ’LER PR AJANSINI NASIL SEÇMELİ?

Y KUŞAĞINI ANLAYAMAYAN ŞİRKETLER VE MARKALAR, Z KUŞAĞINA DOKUNAMAYACAK
3 Şubat 2017
CLUBHOUSE’DA HOŞUMA GİDENLER, İLGİNÇ GELENLER, BEKLENTİLER VE GEYİKLER
3 Şubat 2017
Küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ), her ülkede olduğu gibi ülkemiz ekonomisinde de son derece önemli bir yere sahip. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre ülkemizde de işletmelerin yüzde 99,77’sini oluşturan KOBİ’ler, toplam istihdamın yüzde 78’ini, toplam katma değerin yüzde 55’ini ve toplam satışların yüzde 65,5’ini gerçekleştiriyor. Farklı alanlarda yaptıkları yatırımlarla da önemli başarılara imza atan KOBİ’ler yapılan hesaplara göre toplam yatırımların yüzde 50’sine imza atıyor. Küçük ve orta boy işletmeler toplam ihracatın yüzde 60,1’ini, toplam kredilerin yüzde 24’ünü gerçekleştiriyor.

Tüm b rakamlar ve ortaya konulan somut başarılar, KOBİ’lerin ülke ekonomisinde sahip oldukları önemli rolü açıkça gösteriyor. Yaptıkları girişimlerle ve yatırımlarla sürekli zirveyi zorlayan bu şirketler, çoğu zaman aynı başarıyı ise markalaşma yolunda atamıyorlar. Sürekli olarak kendi markalarına yatırım yapmak istemelerine ve zaman zaman bu konuda ciddi adımlar atmalarına rağmen KOBİ’ler, gerçek anlamda marka değeri yaratma konusunda sorunlar yaşıyorlar.

Yapısal, yönetim, üretim ve yeni teknolojilere uyum sorunlarının dışında marka oluşturma ve yönetme ile ilgili sorunlar KOBİ’lerin gündemini meşgul eden sorunların başında geliyor. Kurumsal kimlik oluşturma sürecindeki eksikler, doğru ve birincil hedef kitlelerin tespit edilememesi, KOBİ’lerin ortaya koydukları ürün ve hizmetlerin yeterince tanıtılamaması, marka algısının oluşturulamaması, pazarlamada doğru hedeflemelerin yapılamaması, sosyal medya ve dijital pazarlamada yaşanan yetersizlikler, konvansiyonel ve online basın iletişiminde zayıflık gibi birçok sorun KOBİ’lerin yaşadığı veya yaşaması muhtemel problemleri oluşturuyor.

Bu noktada ise KOBİ’lerin bu temel sorunlarını çözmeye yönelik atması gereken çeşitli adımlar bulunuyor. Bu adımların başında ise yeni kurulan ve gelişen şirketlerin en önemli adımlarından bir olması gereken ve markalaşma yolundaki en büyük desteklerden biri olan “halkla ilişkiler” çalışmaları geliyor. Halkla ilişkiler, kısaca bir kurumun tüm hedef kitleleri nezdindeki algısını ve itibarını oluşturan çalışmaların tamamı olarak ifade edilebilir. Şirketlerin genel pazarlama stratejileri altında işleyen birçok çalışmayı kapsayan bu süreç, uzun vadede bir markanın tüketicileri gözündeki algısını oluşturuyor. Peki yeni kurulan ve büyümeyi hedefleyen KOBİ’ler bu adımı nasıl atacaklar? Bunun için iki yöntem sunulabilir.

Bu yollardan ilki pazarlama, dijital pazarlama ya da halkla ilişkiler veya tümünü bir çatı altında toplayabileceğimiz bir kurumsal iletişim biriminin ya da uzmanının kurum bünyesinde aktif olarak bulunması olabilir. Kurumu, ürün ve hizmetlerini yakından bilen bu birim ya da uzmanın kuruma entegre edilmesinden sonraki adım ise bir ajans ile işbirliği yapılması. Peki bu noktada KOBİ’ler PR ajansı seçerken hangi unsurları göz önünde bulundurmalı?

Seçeceğiniz, işbirliği yapacağınız ajansının;

  • Hedeflerinize uygun, sosyal medya, basın iletişimi ve pazarlama iletişimini tasarlayan
  • Sizi hedeflediğiniz kitlelerle buluşturabilecek basın iletişimi çalışmalarını yürüten,
  • Yazılı, görsel ve işitsel bütün iletişiminizi yönetebilen,
  • Basın iletişiminizi dolaylı veya doğrudan ilgilendirebilecek tüm konularda çözüm üretebilen,
  • Ürün ve hizmet odaklı basın bültenlerinizi hazırlayabilen,
  • Gazete, dergi ve TV kanallarıyla sizi buluşturabilen,
  • Rakiplerinizin var olduğu medya ortamında sizin kurumunuzun da ürün ve hizmetlerle birlikte var olmanızı sağlayabilen,
  • Şirketinizi, sosyal medya yolu aracılığıyla da hedeflediğiniz kesimlere ulaştırabilen,
  • Sosyal medyada var olmanız ve müşterilerinizle anında ilişki kurmanız amacıyla, çevrimiçi iletişimini de tasarlayan,
  • Sadece ürün ve hizmetlerinizi değil sahip olduğunuzu çalışma anlayışını da dışarıya yansıtabiliyor olması,
  • Geleneksel halkla ilişkiler çalışmalarının ‘online’ ortamda da varlığını sürdürebilecek nitelikleri sunabilen bir ajans olması,
  • Medya mensuplarıyla sizi bir araya getirebilecek tüm organizasyon ve etki gücüne sahip olması,
  • Hizmet veya ürünlerinizin web sitelerinde görünürlüğünün veya konuşulmasının artmasını sağlayabilecek bir ajans olması aramanız gereken temel kriterlerin başında geliyor.

Yukarıda ifade ettiğimiz alanlar özelinde hizmet sunan, KOBİ’lerin iletişim süreçlerinin baştan sona üretimini ve yönetimini üstlenen birçok ajans bulunuyor. Ancak ajans seçimi yaparken, seçeceğiniz PR ajansının sadece basın ve etkinlik yönetimi alanında değil, sizi sosyal medya ve dijital pazarlama araçlarını da kullanarak hedef kitlelerinizle buluşturacak, ürün ve hizmetlerinizin bu online araçlar ile tanıtılmasına öncülük edecek yetkinliğe sahip bir ajans olup olmadığına da dikkat etmenizde fayda var. İki yönlü hizmet sunan, diğer bir deyişle online alana da hakim olan bir PR ajansı kurumunuz, ürün ve hizmetlerinizin itibarını, bilinirliğini ve farkındalığınızı artıracak ve uzun vadede karlılığınızın artmasına katkıda bulunacaktır.

Bu yazı parasut.com sayfasında yer almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir